Gözlük Bloğu

GÖZYAŞI SİSTEMİ:

Kornea ve konjonktiva  yüzeyini örten gözyaşı tabakası 7-10 mikron kalınlığında bir sıvı kütlesidir. Gözde sürekli olarak üretilir, dakikada yaklaşık 1-2 mikrolitre üretilir. Her göz kırpılması ile göz yüzeyine homojenik olarak yayılır, üç tabakadan oluşmuştur.

-En üstte hava ile temas eden kısım yağ tabakasıdır ve gözyaşının buharlaşmasını geciktirir. Göz kapaklarında bulunan yağ salgı bezleri (meibomius) tarafından salgılanır.

-Ortada kalınca bir sulu tabaka bulunur. Bu tabaka konjonktivada bulunan temel göz yaşı bezleri ve ana gözyaşı bezi tarafından salgılanır.

-En altta kornea dış yüzeyi ile temas halde bulunan jelimsi yapıda mukus tabakası bulunur. Bu tabaka göz yaşının kornea üzerinde daha uzun süre kalmasını sağlar. Mukus tabakası konjonktivada bulunan özel hücrelerle yapılır.

Daha fazla oku...

GÖZ KAPAĞI DÜŞÜKLÜĞÜ (PİTOZİS)

Üst göz kapağının  normal pozisyonundan daha düşük olmasına pitozis adı verilir. Tek ya da iki taraflı görülebilir, doğumsal olabilir ya da sonradan gelişebilir. Göz kapağını açan kasları çalıştıran sinir felçlerinde yaşlanmayla ya da bazı hastalıklarla ortaya çıkan kas zayıflıklarında görülebilir.

Doğumsal kapak düşüklüğünde, üst kapak görmeyi engelliyorsa çocukta geriye dönüşümsüz göz tembelliğine yol açabilir. Ameliyatla tedavi edilebilir.

-Kapak düşüklüğü bazen yaşamı tehdit edici bir hastalığın belirtisi olabilir.

-Çocuklarda göz tembelliğine yol açabilir.

-Sistemik bir hastalığın göstergesi olabilir.

Daha fazla oku...

ULTRAVİYOLE RADYASYONU NEDİR? NEDEN ZARARLIDIR? UV’DEN NASIL KORUNURUZ?

Güneş dünyamızdan 150 milyon km uzaktadır.  Isı, ışık ve UV radyasyonu yayar. Isı ve ışık dünyamızda yaşayan milyonlarca canlının yaşam kaynağıdır. Kısa dalga UV ışınları enerji bakımından daha yüklüdür. Canlı dokular için son derece zararlıdır ve zamanından önce yaşlanmasına sebep olur. Güneş ışınlarının çok az bir kısmını görebiliriz (400-700) nm- Bir nanometre milimetrenin milyonda bir büyüklüğünü ifade eder, UV radyasyonu güneş ışınlarının %5’ini oluşturmasına rağmen çok tehlikelidir. Radyasyonu gözlerimizle göremeyiz ve hissedemeyiz ancak zararlı etkilerini gözlemleyebiliriz.

Güneş ışınımı dalga boylarına göre ve aşağıda verilen temel gruplar ile ifade edilir.

a-) Gama Işınları

b-) X- Işınları

c-) UV radyasyonu üç bileşenden oluşmaktadır. (320-400 nm dalga boyları arasında UV-A), (290-320 nm arasında UV-B), (200-290 nm arasında da UV-C ) olmak üzereüç gruba ayrılır.

d-) Görünür (visible) ışık (400-700 nm)

e-) Kızıl ötesi (ınfrared) ışık

UV-A, UV radyasyonun en az zararlı şeklidir ve dünyaya büyük miktarlarda erişir. Çoğu UV-A ışınları ozon tabakasının içerisinden doğrudan geçer.

UV-B  radyasyon, potansiyel olarak çok zararlıdır. UV-B radyasyonunun çoğu, stratosferde ozon tabakası tarafından yutulur. %2-5’i geçer.

UV-C  radyasyonu çok enerjik olduğundan potansiyel olarak en zararlı olanıdır. Stratosferde oksijen  ve ozon tarafından yutulur ve dünya yüzeyine erişemez.

Yüzeyler UV  radyasyonu farklı derecelerde yansıtır. Kar, UV radyasyonunu %85’in üzerinde bir miktarla en yüksek bölümünü yansıtır ve UV radyasyon yükseklerde daha da artar. Bu nedenlerle de kayakçılar ve dağa tırmananlar çok daha dikkat etmelidirler. Kuru kum ve beton yüzey %12’nin üzerinde yansıtabilir. Su ise sadece %5’ini yansıtabilir. Kumlu deniz kenarında güneş banyosu yapan insanlar normalden %10 daha fazla UV-B alırlar. Dağcılarda tırmanma sırasında, güneşin sıcaklık etkisinin azalmasına rağmen güneş yanığı olma olasılığı daha fazladır. UV radyasyonundan korunmak için yapılması gerekenler, öğle saatlerinde ışınlara maruz kalma sürenizi mümkün olduğunca sınırlayın. Güneş ışınlarının en şiddetli olduğu öğlen saatlerinde (11.00 ile 15.00 arasında) UV radyasyonu diğer zamanlara göre %70 daha yüksektir. Dışarıda herhangi bir aktivite yaparken koşu, yürüyüş  yada çalışırken ihtiyacınıza göre genel veya özel amaçlı kullanılan kaliteli bir güneş gözlüğü takılmalıdır, şemsiye ve siperli şapka’da kullanabileceğimiz diğer malzemelerdir.

Daha fazla oku...

KOMA (ABERASYON)

Çok miktarda paralel ışık ışınlarının, lens yüzeyine oblik gelmesi sonucu lensin ürettiği bir aberasyon çeşididir. Koma lensin meridyenlerinde, eşit olmayan ışık kırılmaları üretir. Koma görüntüsü bir nokta görüntüsü yerine bir armut biçimi, bulanık görüntü gösterir. Pupillanın küçük oluşu, göze oblik gelen ışınların ihmal edilebilir ölçüde az girmesine imkan verdiğinden, oftalmik lenslerin tasarımında, koma hali dikkate alınmamaktadır.

Daha fazla oku...

KROMATİK ABERASYON

Beyaz ışığın sferik bir lens tarafından kendisini oluşturan dalga boylarına ayrılmasıdır. Bu ayrılma, değişik dalga boylarındaki ışığın kırma indislerinin farklı olmasından kaynaklanır. Kısa dalga boylu ışınların indisleri daha fazladır. Mavi, sarıdan ve kırmızıdan sırayla daha fazla kırılır. Emetrop gözde sarı ışık retinaya, mavi ışık retina önüne, kırmızı ışık retina arkasına düşer.

Gözlük camları kornea üzerinde değil, gözün bir miktar önünde yer aldığından, ışınlar camda kırıldıktan sonra dağılıma uğrar. Bunun sonucunda görüntü konveks camlar ile normalden büyük, konkav camlar ile normalden daha küçük oluşur.

Sferik lenslerde kısa dalga boylarının (mavi) kırılma indisi, uzun dalga boylarından (kırmızı, sarı) daha fazladır. Bu nedenle sferik lens’ten geçen polikromatik ışık tek noktada odaklanmak yerine renk tonlarına göre dağılım gösterir. Aynı durum insan gözünde de olur. Beyaz ışık dispersiyona uğrar, mavi ışık göz içinde kırmızıya göre daha fazla kırılır. Emetrop gözde sarı ışık retina üzerine düşerse, mavi ışık retinanın önünde, kırmızı ışık retinanın arkasında odaklanır. Miyop gözde kırmızı ışık retinaya yakındır, hipermetrop gözde ise mavi ışık retinaya yakındır.

Daha fazla oku...

DİSTORSİYON

Camın kalınlığı ve kırıcılığı merkezde ve periferik alanda eşit olmadığından optik eksenden uzaklaştıkça büyütme ve ya küçültme etkisi değişir. Objenin aksiyel kısımları, periferik kısmından daha az büyütülürse (konveks camlarda) parabolik distorsiyon, (konkav camlarda) hiperbolik distorsiyon oluşur.

Daha fazla oku...

SFERİK ABERASYON

Işınlar optik eksenden uzaklaştıkça daha fazla kırılır. Bu nedenle ışınlar tek bir noktada kesişip net bir görüntü oluşturmak yerine, bir miktar dağılım gösterirler. Bu nedenle de görüntü merkezde ve santralde aynı netlikte değildir.

Sferik bir lens, kendisine paralel gelen tüm ışınları tek bir noktada odaklayamaz. Sadece optik eksenine yakın merkezdeki ışık demetleri odak noktasında kesişirler. Lensin periferik kısmına düşen ışınlar ise daha fazla kırılırlar ve optik ekseni odak noktasının önünde keserler. Bu da kenar kısımlardaki görüntünün bulanıklığına yol açar.

Kornea tamamen sferik bir yüzey yapısında değildir. Kornea periferinden gelen ışınlar, merkezden gelen ışınlar kadar fazla kırılmazlar. Aydınlık ortamlarda pupilla küçüldüğünden göze giren ışığı ve aberasyonları azaltır.

Daha fazla oku...

ABERASYON NEDİR?

Gözlük camlarında (lenslerinde) oluşan görüntü bozulmalarına (aberasyon) denir. Aberasyonlar nedeniyle (sferik aberasyon, Kromatik aberasyon, Distorsiyon, Koma, Marjinal veya oblik astigmatizma) meydana gelir ve görüntü kalitesi kötüleşebilir, mükemmel görüntü teşkilini engeller. Ayrıca gözlük camları görme alanında daralma meydana getirebilir. Camların, konveks ya da konkav olmasına bağlı olarak, görüntü büyüklüğü ve küçüklüğü oluşabilmektedir.

Lenslerin bütün ışıkları tek bir noktada fokus yapmamasına sferik aberasyon denir. Asferik tasarımla bu aberasyonlar en aza indirgenir.

Daha fazla oku...

PROGRESSİVE (GÜÇLERİ DEĞİŞEN) GÖZLÜK CAMLARININ TARİHÇESİ

Bifokal lensler sabit miktarda ekstra bir güç sağlayarak net görmeye yarım ederken trifokal lensler birden fazla diyoptrik kademelerle bu gücü iki yönlü sağlar. Bu bakımdan bazı elastikiyet derecelerine haiz pratiğe uygun bir lens yada lens sistemi yapabilmek için çok sayıda girişimde bulunulmuştur. Bütün bu çeşit lensler kullanılan genel terim progressive olarak adlandırılır. Progressive power (güçleri değişen) lenslerde geometrik şekle haiz bir yüzeydeki diyoptrik güç aşağıya doğru düzgün bir biçimde artmakta ve ya düşmektedir. Bu imalatta temel özellik etkili gücün gözün bakış istikametine bağlı olmasıdır. Multifokal alanda gerçek görüntüye sahip ilk progressive adisyonlu lens varilüx 1 idi. 1959’da uzak görüşten yakın görüşe diyoptrisi gittikçe konveks yönde yükselme özelliği taşıyan bu multifokallerin gelişmesine yönelik ilk adımlar optik mühendisi Bernard Maitenaz  tarafından atılmıştır. 1972’den sonra diyoptri akış şekilleri değişen görme koridorları değişik çeşitli progressive gözlük cam tipleri geliştirilmiştir. Bu alanda ilk patent 1924 yılında Amerikan optical tarafından alınmıştır.

Daha fazla oku...
WhatsApp WhatsApp us
ARA
YOL TARİFİ